DOLAR
18,5039
EURO
18,1433
ALTIN
988,22
BIST
3.179,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Açık
28°C
İzmir
28°C
Açık
Pazartesi Açık
26°C
Salı Açık
25°C
Çarşamba Az Bulutlu
26°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
26°C

Aylin AÇİN

Yönetmen / Senarist

     Cevabı olmayan soruların savaşı

    Dünyanın sonsuz boşluğunda savrulurken yere çakılmamak için gökyüzünün yıldızlarından birine uzanmaya çalışırken buluyoruz kendimizi, bulduğumuz yer gök yüzünün altı bazen yer yüzünün dibi. İnsan kendini bulmaya çalışırken çok defa kendini bulduğu sandığı yerde kaybedip, yeni bir kimlikle kendinin bile bilmediği kişilikle savrulmaya savruldukça arsız bir kadın gibi içinde bulunduğu koşullara ayak uydurmanın kölesi kalıyor.  

    Kelimelerin yetersiz kaldığı bir ömür cümlelerin üstü çıplak mevsim sonbahar. Ayaklarım üşüyor, kırılgan bir buz kütlesinin üzerinde yürürken donuyor düşüncelerim, birazdan düşeceğim herkes gibi sonsuz boşluğuma. Kimsesizler mezarlığında birikiyor sahiplenmeye zihin çekmecesinin biriken hayaller. İç dünyanın çığlıklarına kapatıp kendimi, dünyanın sesine tıkayıp kulaklarımı bir mahzende birkaç şarkının kayıp ezgisine tutunup yaşamak isteği ah o istek. Kaçtıkça kaçtıklarını kölesi olurdun aslında, teslimiyet gerekirdi gerçek olanda. Kırılgan buz kütlesi kırılırdı oysa, donan düşünceler olmasa onlarda üşütüyor oysa, bu son baharda. Ne çok oysalar, keşkeler, aslındalar biriktiriyoruz. Kelimeler bu gece ücreti ödenmiş bir fahişenin seviştiği gibi diziliyor kağıt üzerine. Kendi iç savaşında ne mağlup ne galip yalnızca garip hissediyorum. Hisler insanın yüzünün aynası, dilinin rengi, dudaklarının şarkısı olup yaşamına can veriyor. Bir insan hayatı boyunca kaç defa kendini bulduğu şeyden kendini uzaklaştırmak için iç savaşında kim vurduya gidecek bir kaosa rehberlik eder ki. 

    Tuncel Kurtiz’in seslendirdiği Oysa herkes öldürür sevdiğini, şiirinde bahsettiği gibi;

    Kimi gözyaşı döker öldürürken

    Reklam

    Kimi kılı kıpırdamadan

    Çünkü herkes öldürür sevdiğini.

    Yeryüzündeki en tuhaf canlı insan, sevdiği her şeyi kendi elleriyle öldürür, yıkar, sonrada gömer yetmez ardından gözyaşı döker. Öldürmeden yaşanması mümkün olan her şeyi, yaşanır kılmak zor gelir, cesaret kelimesi, atalarından miras kalmış bir sözcük olarak, tozlu raflarda yıpranmış bir lügat kalır. Ortadoğu’nun kaderiydi yitik hayaller, infazına çoktan karar vermişti gelenekler, görenekler, atalar, dedeler. İnançların, sevmelerin, seçimlerin yalnızca içinde bulunduğun bir kavga olarak kalıyordu elinde, elimde kaldığı gibi. Şu sıralar yersiz yurtsuz sözcükler birikiyor lügatimde, kime gideceğini yalnızca kendimin bildiği mektuplar karalıyorum savaşım bitene dek. Üstü çıplak bırakılan cümlelerimin katili yalnızca ben değilim oysa, mekânına aşk ile çağıran derviş olurdu oysa, mekânında susarak kovan da oydu yine. Huzurunda iki kelam etmemi çok görüp, arzumu geri çevirip benden boyun eğmemi beklerken kapısından geri dönmemin sebeplerini bende aramamalı. Cevabı olmayan sözcüklerin savaşı insan yenilgisinden ibaretti ve bazen insan dünyasının sonsuz boşluğunda savrulurken hiç konuşmadan anlatmalı kendini, konuşmanın yeri değildi belki de… 

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.