DOLAR
18,6344
EURO
19,6306
ALTIN
1.077,07
BIST
4.962,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Parçalı Bulutlu
15°C
İzmir
15°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Açık
15°C
Salı Az Bulutlu
16°C
Çarşamba Yağmurlu
15°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
18°C

Aylin AÇİN

Yönetmen / Senarist

    Bir kareye sığan ömür hikayesi

    19.06.2022 13:57
    A+
    A-

    Sen de beni anarken

    Güller büyüt kuşlar uçur gülsün yüzün üşüme

    Sen de beni anarken

    Bir düş büyüt dolsun güneş evine
    *

    Reklam

    Hirai Zerdüş’ün seslendirdiği parçayı 28 Nisan 2022′ de bir fotoğraf karesinde keşfettim. Bazı fotoğraflar vardır ki çizgileri bile ezberlettirir. Her bir anıyı yüzünün her bir çizgisine hapsetmiş, yeterince yaşamış, olgunlaşmanı sağlayacak zamanları derinlerinde yaşattıran zamanın kadrajından çıkmış bir fotoğraf karesinde hapsolmuştur.

    Bazı şarkılar da tıpkı ezgideki gibi yalnızca o fotoğrafa yakışır. Uzun zamanlar dinlediğim, alıp beni bir ülkeden bir ülkeye savuran fotoğraf karesinde ki bu ezgiler ‘iyi bak kendine’ diye bir veda ile bitiyor. Şarkıda dediği gibi biterken ‘aklını alır gider’. Zaman denen sonsuzluğun aldatıcı rengine kanıp yaşama telaşına ara veriyoruz, doyasıya, kendimiz olarak, kendi zamanımızı yaşama hakkını kendimize çok görme saygısızlığına kapılıp başkalarının hayatını yaşamaya devam ediyoruz.

    Bedenler yaşıyor yalnızca azizim insanlar ölüyor, sistemin istediği yaşamı yaşamak adına varlığını öldürüyor. Ne veda edebiliyor yüreğindekilere ne de içinde bulunduğu yaşama. Arafta savrulup bir köşeye düşeceği güne kadar kendine bu haksızlığı yapıyor. 

    Bu yüzdendir kitaplara, şiirlere, şarkılara sığınıyor insan derinlerinde bir yerlerde anlatamadıklarını bir şarkının ezgisi ile bağıra bağıra haykırıyor, duyan kulaklar yalnızca şarkıdan ibaret olduğunu düşünmekteyken.


    Bir kitabın kahramanı oluyor, soluksuz kitabın içine dalıp bir parçası hâline geliyor, şiirler şaire yakıştığından daha çok yakışıyor üzerine, acısını yaşarken.

    Başka yaşamlara harcanan bir yaşamın ardından geriye yalnızca birkaç fotoğraf karesi kalıyor yine de…Ve bazı fotoğraflar bir ömür feda edilecek o gülüşleri taşır. Çizgilerinde yaşam bulur, bazı insanlar bazı vedaların hatıra kalmış fotoğraflarında. 

    Yine de veda edemez insan yaşamı boyunca bir karede dakikalarca, günlerce incelediği fotoğrafa. Veda etmesi gerektiği yerlerde elinden bırakma cüretkarlığına soyunup tekrar çaresizce aynı kareyi sıkıca tutup bakmaya devam eder.

    Diyorum ya bedenler yaşıyor yalnızca, ruhlar çoktan başka yerlerde kendi zamanları dışında birbirlerine sarılmış oluyorlar.

    Ruhlar ve duyguların görünmezliği sistem ve toplumun sınırlarını aşıp kendi özgürlüğüne doğru kanat çırpıyor. Bir kuş misali gökyüzünün uçsuz bucaksız derinliklerinde kendi yolunu buluyor. 


    İnsan diyorum azizim bu dünyada yaşayan en korkak varlık, kendini bir kafese kapatıp özgürlük naraları atan, her gün şikâyet edip mutlu olduğunu düşünen böyle yaşamayı kader diyerek kabul eden aciz bir varlık.

    Bir fotoğraf karesine günlerce bakmanın hikmeti hikâyesini yazmama sebep oldu. Bir hikâye başlar senelerce yaşadığın en tutkulu anlar yalnızca birkaç dakikalık bir film şeridi gibi geçip ömürden satırlarda yerini alır. Her hikâye bir son hazırlar kendine, hiçbir hikâye yoktur ki sonsuza dek sürüp gitsin. 

    Ve bazen bir hikâyenin mutlu son ile biteceğine olan inancımız satırların gidişatından kaybetmiş olmamamıza rağmen karakterleri kavuşturmak için satırlar arasında kaybolmayı feda sayıp ziyan olanlardan mı olacaktık? Hikâyenin kahramanları yazarı suçlamayı kesmeliydi.


    Hikâye tıpkı Sevginin Gücü (Leon) filminde geçtiği gibi Mathilda’yı küçük, çocuk görmesiydi Leon ölmeseydi, Mathilda biraz daha büyüdükten sonra onun olur muydu yahut yine imkânsız mı oldurdu? Zaten Leon Mathilda’ya değil, Mathilda Leon’a aşıktı. 

    Hikâyenin kahramanlarından biri hep daha az mı sevmek zorundaydı? Bir hikâyeyi daha veda ile taçlandırmaya hazırlanırken yine kederimle süsleyip satırları, kahramanlar adına gömülüyorum sessizliğe. Sezen’in Gülümse parçasında dediği gibi;

    Belki şehre bir film gelir

    Bir güzel orman olur yazılarda.

    Hikâyelerinizin umutlu bitmesi dileğiyle… 

    Yazarın Diğer Yazıları
    19.06.2022 13:41
    19.06.2022 13:42
    22.08.2022 00:27
    06.11.2022 00:10
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.